Ruh Çağırma Yöntemleri Meraklıysanız Buyurun Okuyun .. :)« Ana Sayfaya Dön

Yazar Alizamin 16 Nisan 2015 14:49 Tarihinde eklendi
Ruh çağırmanın belirli tek bir yolu yoktur. Ülkemizde yaygın olan yöntem İslami duaları kullanmak olup, başka ülkelerde de yine kendi yöntemlerini uygulayarak sonuç alınmaktadır.

Ruh çağırmada sabit bir yöntem olmasa dahi uygulanan ritüel, niyetin ciddiyetine karşılık gelmesi nedeniyle iş görür durumda olmaktadır. Yani esas olan bu yöndeki niyeti kesin olarak belirleyerek ruhu gelmeye davet etmektir. Bu durumda bunu bir ritüel eşliğinde yapmak da sonuca olumlu etki eder.

Tüm bununla birlikte, okunacak dua yoluyla oluşan manevi gücün asıl nedeni, bizim talebimize yardım etmek isteyen varlıkların desteğidir. Bu durum özellikle bizim istediğimiz anda gitmek istemeyen bir varlığı göndermekte bize yardımcı olur.

Esasen kainat bizim göremediğimiz sonsuz sayıda varlıklarla doludur. Bunların kimilerinin bize göre üstün yetenekleri de vardır. İşte bu nedenle çağırmakla gelen varlığın sahiden istediğimiz ruh mu yoksa onun yerine gelen bir başka varlık mı olduğunu bilemeyiz. Kimi kaynaklar gelenin cin olduğunu söylerler. Hatta gelenin sadece cin olacağını şiddetle savunup, bunun dışında başka hiç bir gerçekliği kabul etmeyen katı bakış açısında olanlar çok fazladır. Tabii ki Allah'ın hikmetinden sual olunmaz görüşünü de akıldan çıkarmadan bakılmalı ve metafizik konularda her olasılığa olabilirlik payı bırakılmalıdır. Tüm varoluştaki sonsuz varlıklar içinde iyi huylu olanlar yanında, kötü huylu olanlar da vardır. Ve nasıl ki her bir insanın kimi iyi huyları yanında kimi kötü huyları da varsa, gelecek olan varlıklar da bu örneklemeye uygun şekilde, bir miktar iyi bir miktar kötü huylu olabilir.

Ara Not: Kelime anlamı olarak 'cin' zaten C ve N harflerinden oluşması sebebiyle Arapçada 'örtülü' anlamına gelen sözcüklerin taşıdığı anlamla paralel değerlendirilmelidir. (Örneğin; cinnet, cinân, cennet, cenân, cenin ve mecnun gibi.) Ve bu haliyle 'gözden örtülü' yani 'görülemeyen' (varlık) anlamına gelip cin yerine çoğu zaman 'üç harfliler' olarak da anılmaktadır. Bu şekilde anılmasının sebebi, üzerlerinde çekim yaratmamak ve çağırır duruma düşmemek maksadıyladır.

Aynı zamanda biz o an nasıl onunla zamanımızı paylaşıyorsak, aynı şekilde o da bizimle zamanını paylaşıyor ve belki de bizi kandırarak eğlenmeyi, hatta egosunu tatmin etmeyi istiyordur. Bu nedenle sorduğumuz sorularda yanıltıcı bir çok yanıt alabiliriz. Hatta bizden üstün yönlerini kullanarak, kimsenin bilemeyeceğini düşündüğümüz, kişisel sorularımıza dahi doğru yanıtlar vererek bizi çokça şaşırtabilirler.

Gelen varlığın gözle görülemez olduğu için bizi büyük şaşkınlığa sürükleyen bu tür durumlar her ne kadar inanılmaz gibi görünse de gayet olağandır. Asıl bilmemiz gereken şudur ki, iyi huylu pozitif varlıklar irademize saygı göstererek, sadece çağrımız olduğu zaman gelirler. Yani bizim isteğimiz ve talebimiz olmadıkça gelmezler. Kötü huylu negatif varlıklar ise başkalarının iradesine ve isteğine saygılı değildir. Onlar zaten çoğu kez gelmeye kendiliğinden isteklidirler. Bu nedenle biz çağırma işine başladığımız anda zaten bir dolu kötü huylu varlığa da kendiliğinden davetiye çıkarmış oluruz. İşte bu varlıkların sergiledikleri tutum da, "gelen cindir" görüşünü zaman içinde haklı gösterip, çağırılan gerçek ruhun hiç gelmeyeceği inancını yaygınlaştırmıştır. Ve ama tabii gelenin çağırdığımız kişiye ait ruh olmasının düşük ihtimal olduğu gerçeği de apaçık ortadadır.





Gerekli Malzemeler ve Hazırlıklar:

A'dan Z'ye alfabenin 29 harfi ve 0 ile 9 arası on rakamla birlikte, isteğe bağlı olarak, Q, W, X harfleri ve hatta nokta, virgül, ünlem, soru işareti de eklenerek, her biri ufak bir kağıt parçasına yazılır. Kaygan zeminli büyükçe bir masanın üzerine kocaman bir daire oluşturacak şekilde alfabetik sıraya göre dizilir. Ayrıca "evet" ve "hayır" yanıtlarını kolayca alabilmek için, bu sözcükler de birer kağıt parçasına yazılıp, masanın ortasına aralarında biraz mesafe olacak şekilde konulur. Bir de kahve fincanına ihtiyaç vardır.

Ruh çağırma seansı için, fincanın üzerine parmağını koyması gerekli en az iki kişiye ihtiyaç vardır. Kalabalıkla da olur ve fincana parmağını koyması gereken ideal kişi sayısı üç ya da dört denilebilir. İki ya da beş altı kişi fincana parmağını koyarak da olabilir.



Ek bilgi: 6. yüzyıldan beri ruh çağırma seansları için "Ouija tablası" ya da tahtası denilen bir düzenek kullanılmaktadır. Bu ismin Fransızca ve Almanca 'evet' anlamlarına gelen "oui" ve "ja" sözcüklerinin birleşiminden oluştuğu söylene gelmekte olup bir diğer rivayete göre bu tahtayı geliştirdiği idda edilen E. C. Reiche'nin ismi bu tahtada iletişim kurduğu bir varlıktan almış olmasıdır. 'Ouija' sözcüğü eski Mısır'da da 'şans' anlamına gelmektedir. Yeniden anlatımımıza dönelim.

Seansın yapılacağı mekanın ve celseye katılacakların temiz ve ciddi olmaları, ruhun gelme olasılığını artırması yanında, gelecek varlığın iyi huylu olmasına da etki eder. Yaşarken inançlı ve çok iyi huylu bir insanın ruhu olumsuzluklarla dolu bir ortamdaki çağrıya karşılık vermekte doğal olarak çok da istekli olmaz. Ruh çağırma seansında "abdestli olun", "ciddi durun, dalga geçmeyin" türü uyarılar aslında bu gerçekliğe karşılık gelen bir önlem olmaktadır.

Ortamın loş olması bu iş için daha uygundur. Masa başındaki katılımcılardan başka, ortamda çok sayıda izleyici olmasında bir sakınca yoktur. Sakınca sadece bir üst paragrafta belirtilen şartların sağlanmasının zorlaşmasından kaynaklı olarak oluşabilir.

Ön hazırlık olarak, çağırılacak ruhun ya da ruhların ve sorulacak ana soruların belirlenmesi bize fayda sağlayacaktır. Bu yönde önceden notlar alınıp, bir program yapılmalıdır. Ayrıca celseyi idare edecek bir kişiye ihtiyaç vardır. Bu kişinin aklı başında, kendine güvenli ve maneviyatı sağlam biri olması celsenin sağlığı açısından önemlidir. Hepsinden önemlisi de medyumun yeterince güçlü bir iradeye sahip olmasıdır. Önceden benzer seansları en azından gözlemlemiş olmasında da fayda vardır. Celseyi idare edecek ve ortamda bedensiz varlıkla iletişim kurmamıza aracılığı başlatacak ve sonlandıracak bu kişiye medyum da diyebiliriz.

Medyum ve diğerleri masanın çevresine otururlar. Diğer kişilere medyumla birlikte parmaklarını fincanın üzerine koymaları için gereksinim vardır. Dileyen masa başına oturmadan da izleyebilir.





Ruhu Davet Etme Ritüeli:

Seansı idare edecek medyum önce sessizliği sağlar. Sonra "seansı başlatıyorum, lütfen seans boyunca ortama saygılı olalım" diyerek herkesin dikkat etmesi gereken bir uyarı ile sessizliğin ve ciddiyetin kalıcı olmasını sağlar. Ritüelin nasıl olacağına dair ayrıntılar medyumun ve ortamdakilerin inancına göre değişkenlik gösterebilir. Bu konuda inisiyatif kullanma hakkı doğal olarak medyumdadır.

İslami inancın baskın olduğu bir celsede şu şekilde devam edilebilir:

Medyum "Bismillahirrahmanirrahim" diyerek başlar. Üç defa "Eûzü billâhi mineş şeytânir racîm" denir ve sonra yedi kez "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" denir.

Sonra "Ey Ayşe Fatma (isim, soy isim) Hanım oğlu/kızı Nuri/Nuriye (isim, soy isim) seni aramıza davet ediyoruz" der ve niyetini fincanın içine yavaşça üfler. Sonra fincanı masanın ortasına ters kapalı şekilde koyar.

Sakince parmağını fincanın üzerine götürüp, masa etrafındakilere de parmaklarını koymalarını işaret ederek "Ayşe Fatma (isim, soy isim) Hanım oğlu/kızı Nuri/Nuriye (isim, soy isim) seni aramıza davet ediyoruz. Geldiysen 'evet'e ilerle" denir. Fincan hareket etmesi için yeterli süre geçip hareket etmediyse, istek tekrarlanır. Muhtemelen birkaç tekrarda fincan "evet" e yönelir.

"Evet" yanıtını aldıktan sonra, gelen varlığa sorulur. "Ey ruh, bize ismini yaz". Doğru olarak yazmazsa ya da anlaşılmaz şeyler yazarsa, tekrar yazması istenir. Doğru isim alındıktan sonra, sorulacak sorular sorularak devam edilir.





Varlığı Geri Gönderme:

Gelen varlık farklı isim yazdığı için ya da gelen varlıkla görüşmemizi sonlandırmak için geri göndermek istediğimizde varlığa sorulur. "Ey varlık (belliyse isim, soy isim), (artık) seni göndermek istiyoruz, gitmeye hazır mısın?" Varlık "evet" yanıtını verdiğinde "Ey varlık (belliyse isim, soy isim), seni sevgiyle geri gönderiyoruz." deyip, fincanı açıp içine üflenir. Fincan masaya geri kapatılır.

Eğer varlık "hayır" diyerek gitmeyi reddederse, artık gitmesinin gerektiği yönünde ikna edici bir konuşma ile tekrar kararlı bir şekilde gitmek isteyip istemediği sorulup onayı alınır. Yeniden geri gönderme cümlesi söylenip fincan masaya kapatılır.





Gitmeyen Ruh ya da Varlık Nasıl Gönderilir?

Gitmek istemeyen bir varlıktan ısrarlı ve kararlı bir dille gitmesi istenir. Gitmesinin zorunlu olduğu ve gitmek zorunda olduğu belirtilir. Ancak bunları sevgi dolu bir anlatımla ve varlığa sevgi besleyerek yapmak gerekir. Gerçek sevgi dolu yüreğin gücü çok etkilidir.

Israrla gitmiyorsa, yeniden gitmesi gerektiği söylenip, üç defa şu dua okunur:
"Bismillahirrahmanirrahim. İnsarifû ilâ mekâniküm bârakellahü minküm ve aleyküm yâ ervâhıl ulviyetti ves süfliyyeti insarifû ilâ mevâtıniküm ve cealnâ min beyni eydiyhim sedden feağşeynâhüm fehüm lâ yübsırûn, bârakellahü minküm ve aleyküm".


"Ey varlık (belliyse isim, soy isim), seni sevgiyle geri gönderiyoruz." deyip, fincanı açıp içine üflenir. Fincan masaya geri kapatılır. Ve artık gitmiştir.








1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz Oy Kulanılmadı)
Loading...
0

Bak Hala Guluyor : / :(

Yazan Alizamin
Tarih 28 Nisan 2015 11:28
0

okumadım zaten neden kızıyorsun ki zamanına yazık dedim arayıp bulup yazmışsın o kadar =D

Yazan Asya
Tarih 28 Nisan 2015 10:56
0

ASYA SANA OKU DIYENMI VAR , BENDE BOYLE SEYLERE INANMAM SADAECE BOYLE SEYLERLE ILGILENENLER ICIN YAZDIM …!

Yazan Alizamin
Tarih 28 Nisan 2015 09:14
0

birde büyük bir ciddiyetle yazmışsın bu kadar uğraşmışsın yazık ;D

Yazan Asya
Tarih 26 Nisan 2015 09:49
0

böyle şeyler denemeyin tasalluta uğrarsınız.

Yazan nunu
Tarih 20 Nisan 2015 23:02