Çatı Katında Kim Var?« Ana Sayfaya Dön

Yazar PlaCebOo 15 Nisan 2015 14:03 Tarihinde eklendi
Bu hafta vizyona giren Daire (LOFT) filminin hürmetine, sinemasal arenanın "çatı katlarına" bakmaya ne dersiniz?

Çatı Katları... Korku - gerilim filmlerinde hemen hemen bütün kötü ruhların, canavarların ya da katillerin neredeyse istisnasız bir şekilde favori mekânı olan çatı katları, çoğunlukla uğursuzluğun kol gezdiği yerler olarak resmedilir.

Kimi zaman öldürülen cesetlerin paketlenip saklandığı, kimi zaman gece yarısı uykuları kaçıran tıkırtılara ev sahipliği yapan kimi zaman da inlerin ve cinlerin dehşet müsabakalarına zemin hazırlayan çatı katları, korku gerilim türünün en sevilen dekorlarından biri olmuştur. Türün takipçileri çok iyi bilirler ki "çatı katından düşen ve merdivenlerden seke seke uzaklaşan bir topun kaynağını merak etmek" en ölümcül meraklardan biridir. Fakat talihsiz kahramanlarımız bu kuralı da sık sık ihlâl etmekten çekinmezler.

Bu hafta Erik van Looy'un yönettiği çatı katı gerilimi Daire'nin gösterime girmesinin şerefine sizler için en sevilen "çatı katı gerilimleri"ni derledik. Tavan arasından gelen tıkırtılara aldırış etmeden okumanız dileğiyle!

Sinister (Lanet) - 2012
Yönetmen Scott Derrickson, gösterildiği yılın en ürkütücü korku - gerilim mahsulleri arasında gösterilen Lanet ile sadece 8mm'nin ürkütücü tonlarını şöyle bir hatırlatmakla kalmamış; başarılı bir "çatı katı gerilimi" örneği ortaya çıkartmıştı. "Evin tavan arasında ifşa olan sırlar" klişesini en başarılı biçimde kullanan filmlerden biri olan Lanet; bu karanlık mekânı ürkütücü bir grafik estetikle bezemesini de bilmiştir hani!


30 Days of Night (30 Gün Gece) - 2007
Bir "çatı katı gerilimi" olarak kabul edemesek de Steve Niles ve Ben Templesmith'in ürkütücü çizgi romanlarından beyazperdeye uyarlanan 30 Gün Gece, tavan arasını en etkili biçimde kullanan filmlerden biriydi. Gözü dönmüş Marlow ve vampir güruhundan kaçmak için seçilebilecek muhtemelen en berbat yer bir çatı katı olmalıydı! Marlow'un bir kaç saniyeliğine gözünü çatıya dikmesi bile kanımızı dondurmaya yetmişti hani!



The Skeleton Key (İskelet Anahtar) - 2005
Bildiğiniz gibi hayaletler, ruhlar ve bilimum hilkat garibleri, çatı katlarında gezinmekten büyük haz duyarlar. Tabii çatı katı kadar sevdikleri bir başka mekân da bodrum katlarıdır. Konuşamayan yaşlı bir adama bakıcılık yapmayı kabul eden ve evin sahibi tarafından kendisine tek bir oda hariç tüm odaların kapısını açabilen bir anahtar verilen Caroline ise; fırsattan istifade ederek evin tüm izbe köşelerini tek tek gezinir. Nitekim her bir köşesinden lanet akan bu evde can sıkıntısını giderebilmesinin başka bir yolu yok gibi bir şeydir. Şaka bir yana İskelet Anahtar, süpriz bir biçimde hem korku - gerilim türüne hem de "çatı katı gerilimi" mevzusuna yenilik getirmese de türün klişelerini en başarılı biçimde kullanan ve meraklılarını mest eden bir örnektir.



REC (Rec: Ölüm Çığlığı) - 2007
Bir kapalı mekân salgın filminin, hem de "kurbanların" tecrit edilen bir apartmanın giriş katından itibaren, büyük bir azimle üst katları doğru ilerlediği bir kapalı mekân salgın filminin çatı katında nihayete ermesi kadar normal bir şey yok! REC, çatı katını en etkili kullanan filmlerden biriydi diyebiliriz. Özellikle empati yeteneğimizin harekete geçmesini pek de istemediğimiz, esas kızımız Ángela'nın final sahnesinde yaşadığı gerilim; -eğer varsa çatı katı fobisine yepyeni bir soluk getirmiştir.



Shallow Grave (Mezarını Derin Kaz) - 1994
Danny Boyle'un erken dönem hitlerinden biri olan Mezarını Derin Kaz, her anlamda "çatı katında kim var?" sorusunu sorduran bir yapımdır. Birbirine zıt karakterlere sahip üç arkadaş, ev masraflarını karşılamakta zorlanınca eve dördüncü birini alırlar. Fakat Hugo, bünyesini altın vuruşa teslim edip bu dünyadan ayrılınca; işler karışmaya başlar. Geride bıraktığı paraları saklamak ve bizzat saklanmak için nereye ihtiyaç duyacaklar dersiniz? Kaldı ki çatı katı, bir sığınak olmaktan öte, üçlünün makus talihini daha da karartan lanetli bir mekân gibidir filmde!



Ju-on (Garez) - 2004
Eğer ki Garez çok kısa bir sürede Amerikan sinemasına, oradan da tüm dünyaya sıçramayı başardıysa, bunu sadece Kayako'nun boğazından çıkan ürkütücü sese değil; ortak paydada buluşan tavan arası merakına da borçludur. Nitekim tavana açılan bir kapak ve aşağı süzülen bir merdivene karşı koyamama zaafı öyle sanıyorum ki her kültürde yeri ve önemi olan bir korku - gerilim handikabıdır. Hele ki tavan arasına yakın yerlerde dolanan sessiz ve küçük bir çocuk hiç bir zaman hayra alamet olmamıştır!



The Loft (Daire) - 2008
Erik van Looy bir çatı katından Belçika tarihinin en çok izlenen filmini çıkartmayı başarmakla kalmadı, tam altı yıl sonra filmini bu defa Hollywood'a uyarladı!
Daire, hepsi evli olan beş yakın arkadaşın kiraladıkarı çatı katından, bir gün hiç birinin tanımadığı bir kadının cansız bedenini bulmalarını konu alıyor. Soru çok basit: dairenin anahtarı sadece bu beş adamda olduğu halde, bu cinayeti işleyen kimdir? Looy, "çatı katı gerilimi" formülünü Hitchcock'tan devralabildi mi bilinmez ama çatı katını "dolduran" bir öyküye imza attığını tartışmaya hacet yok!



The Sentinel - 1977
Michael Winner'ın yönetmenliğini üstlendiği 1977 tarihli The Sentinel, hiç kuşkusuz en ürkütücü çatı katı deneyimlerinden birini yaşatmaktadır izleyiciye. Henüz kendini "evliliğe hazır" hissetmeyen ünlü top model Allison Parker, koskoca ve kasvetli malikanede üzerine üşüşen kötücül güçler sayesinde "evliliğe hazır" bir hale getirilir. Filmde çatı katı, neredeyse ironik bir biçimde Allison'un aile kurumuna olan saygısını arttıran bir öge olarak karşımıza çıkar!



Rope (Ölüm Kararı) - 1948
Kusursuz cinayet yoktur, güzel manzara vardır! Alfred Hitchcock'un efsanevi suç gerilimi Rope, bildiğimiz anlamda bir çatı katında geçmez. Hatta mekân, Phillip ve Brandon'un işlediği cinayetin trajikliğine tezat oluşturacak bir biçimde ışıl ışıldır ve şahane bir şehir manzarasına sahiptir. Fakat Hitchcock, filmin finaline doğru bu ferah görünen mekânı bile klostrofobik bir hale büründürmeyi başarabilir. Her ne kadar mekân kasvetli bir çatı katından çok; bir penthouse olsa da bu kendisini "çatı katı gerilimi" kulvarından uzaklaştırmaz!



Ouija (Ölüm Alfabesi) - 2014
Sinema tarihi, evlerin çatı katlarında bulunan alet edevatı fazla kurcalamamak gerektiğini gösteren örneklerle doludur. Mesela yine Peter'ın evlerinin çatı katında bulduğu Jumanji, bir masa üstü oyununun ne gibi felaketlere yol açabileceği konusunda iyi bir örnektir.Ouija'da da durum değişmez ve bir grup genç, evin çatı katında buldukları tahta masa üstü oyunu kurcalayarak hayatlarını cehenneme çevirmeyi başarırlar. Çatı Katı'nda bulunan herhangi bir şeyden (ister bir oyun, ister video kaset isterse çikolatalı dondurma olsun) hayır gelmeyeceği tezi bir kere daha uygulamalı bir biçimde gösterilmiş olur!


Haber: Fatih Yürür








1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz Oy Kulanılmadı)
Loading...